Bu soruya herkesin verebileceği bir cevap vardır. Mesela ; Yaşı oldukça ilerlemiş, mahallemin büyüklerinden biriyle konuşurken aramızda böyle bir diyalog oluyor.
- Ne iş yapıyorsun oğlum sen?
- Gazeteciyim amca.
- Hııı Gazetemi dağıtıyorsun?
- Hayır amca,
- Gazetemi satıyorsun?!!!
Orada gazetecilik mesleğini nasıl anlatabilirim diye düşündüm. Konuyu gazeteci olmayan arkadaşlarımla yarı esprili şeklide konuştum bazılarının fikirleri hakikaten ilginçti.
- Ben gazeteci olsam çok güzel para kazanırım.
- Nasıl? - Çok basit sizde böyle yapmıyor musunuz?
- Kodaman birinin açığını yakalar ve o sayede para kazanırım.
Tam bu noktada hayâl etmeye başladım. Bir senaryo oluştu kafamda yazıya döküp sizinle paylaşmaya karar verdim.
Arkadaş olan iki işadamı kendi aralarında konuşurlar;
- Falanca gazetesi' nden seni aradılar mı? -Evet aradılar ama ne yapacağımı nasıl hareket edeceğimi bilmiyorum.
Sizce işadamlarının arasında bu diyalog normal mı? Bir işadamı yerel bir gazeteden arandığında neden tedirgin olsun? Yada diğer işadamı neden böyle bir soru sorsun? Hikaye bu ya, ben kendimce hayal edebildiğim kadarını sizinle paylaşayım.
Falanca gazetesi sahibi gözüne kestirdiği işadamını telefon ile arayarak, reklam alabilmek uğruna her yolu dener.Mesela ; diyelim ki işadamımızın fabrikasında ortalama 300 kişi çalışıyor, ama yapılan araştırmadan sigortalı sayısının 100 civarı olduğu anlaşılsın. Yöntem basit ilgilinin dikkatine başlığı ile bir yazı yollanır. Yazıda yapılan araştırmadan bahsedilir, cevap hakkını kullanmasını kullanmadığı takdirde konunun gazetedeki belgelere dayanarak haber olacağı anlatılır, işadamının tedirgin olması sağlanır.
Bu noktada işadamı mesajı algılamışsa iyi bir reklam fiyatına anlaşma yapılır. Böylece herkes halinden memnun bir şekilde hayatına devam eder. Yada işadamımız algılamadı diyelim. İşte o zaman falanca gazetesinin sahibi uygarca gözdağı vermek için işadamı ile görüşür beyefendi; Sizi memleket adına yaptığınız güzel işlerle her zaman takip ediyor ve destekliyoruz. Muhabirimizin yaptığı araştırmayla bu üzüncü olayı ortaya çıkardığı bilgisini almış oldum. Bizler aslında sizin tarafınızda olduğumuzu bilmenizi isteriz. Diyerek mesajı tekrar eder, Yine mi anlaşılmadı veya ikna olmadı mı işadamı işte o zaman da ne hikmetse gazete sahibinin bilgisi dışında ertesi gün konu haber olmuştur. Bak sen şu muhabirin yaptığına.
Sonuç olarak ya falanca gazetesine gönüllülük esasında iyi bir ücret karşılığında reklam veren olacaksınız yada aynı gazetede bir habere konu olacaksınız seçim sizin.Şimdi diyorum; İyi ki güzel memleketim Antakya' da ne bu tür gazeteciler nede bu tür işadamları yok.Ya olsaydı?...
Gelelim asıl soruya Gazetecilik nedir?
Bana sorulursa eğer;...
- Benim henüz beceremediğim ama yapmaya kararlı olduğum meslek
- Hayatınızın düzenini fark ettirmeden yok eden ama her geçen gün , her deneyimde içinize işleyen vazgeçilmez meslek.
- Dışarıdan bakıldığında kolay olduğu düşünülen ama içinde olduğunuzda Tatil, çalışma saatleri, yediğinin, içtiğinin belli olmadığı, gecenin yarısı haber peşinde koşarken istenmeyen kişilere yakalanmak, Yerel bir gazete veya dergide çalışan için Yaygın Basına haber vermek için yırtınmak ve başarısız olmak sonra tekrar denemek demektir. Hayatınız bu denemelerle devam eder.
Birde bakmışsınız hayatınız alt üst olmuş, eşinizle veya sevgilinizle aranız bayağı bozulmuştur, sosyal ilişkilerinizde arkadaşlarınıza, kendinize ve en önemlisi çocuklarınıza yeteri kadar zaman ayıramıyorsunuzdur.
-Hay ben böyle işin....... Der ve o anda son noktayı koyarsınız mesleğinize...
Ta ki yeni bir haber kokusu alana dek.
Dostça kalın...
Dost ve dostluklarla yanyana...