KÖRFEZ YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR
Çarşamba, 11.01.2012, 12:46pm (GMT+2)
Doran; “Radyoaktif kirlilik ve asit yağmurları yüzünden Doğu Akdeniz’de
bir yok oluş yaşanıyor, Ağır metal kirliliğine bağlı olarak da körfezde
kanser oranı giderek artıyor”
Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE) Platformu'nu oluşturan çevre dernekleri, Hatay'ın İskenderun ilçesinde toplandı.
92. DAÇE Toplantısı'nda bölgedeki çevre sorunları ele alındı. Söz konusu
toplantının ardından hazırlanan bildiriyi kamuoyuyla paylaşan DAÇE
Platformu Sözcüsü Figen Doran, Akdeniz Bölgesi'nde yaşayan insanlar
olarak gelecekten kaygılı olduklarını, bölgeye kömürlü ve nükleer
yakıtlı santraller yapılmak istendiğini, bunun yanında tüm dünyada yan
yana dahi iki adet santral yokken, Akdeniz sahillerinde 16 ayrı noktada
termik santrallerin, bitişik yapılmak istendiğine dikkat çekti.
Doran, termik santral kaynaklı ağır metal, radyoaktif kirlilik ve asit
yağmurlarına bağlı olarak Doğu Akdeniz'de tam bir yok oluş yaşanacağını
öne sürdü ve İskenderun Körfezi'nde ağır metal kirliliğine bağlı olarak
kanser oranlarının arttığını vurguladı.
Tam Bir Yok Oluş Yaşanacak
Doran, yaptığı açıklamasında; “Termik santral kaynaklı ağır metal,
radyoaktif kirlilik ve asit yağmurlarına bağlı bölgemizde tam bir yok
oluş yaşanacak. İskenderun Körfezi'nde ağır metal kirliliğine bağlı
kanser oranı arttı. İnsanlarımız ölüyor. Termik santrallerle birlikte bu
sorun katlanarak artacak. İskenderun'da Diler Santrali'ne karşı ÇED
iptal davasını kazandık. Bütün lisans alan santrallere lisans iptal
davası açtık. Erzin ilçesi Burnaz sahilindeki Egemer ve Selena
santrallerine karşı ek olarak imar planı değişikliği iptal davası açtık.
Erzin, İskenderun, Ceyhan, Yumurtalık, Akkuyu ve tüm Çukurova ve Doğu
Akdeniz vazgeçilmezimizdir. Bizlerin mücadelesi yaşam alanlarımızı
koruma, gelecek nesillerimize sağlıklı ve yaşanabilir bir dünya bırakma
mücadelesidir” dedi.
HES’ler Kural Tanımıyorlar
Hidroelektrik Santralleri’nin (HES) kamu denetiminden tümüyle yoksun
olduğunu ifade eden Doran, bu santrallerin can suyundan balık
geçitlerine, inşaat hafriyatından dağıtım ve iletim sorunlarına kadar
kar amacıyla kuralsız çalıştığı gibi doğayı tahrip edip, iş yerlerinde
taşeronlaşmayı hızlandırdığını öne sürdü. Türkiye genelinde olduğu gibi
HES'lerin, Doğu Akdeniz'in en önemli sorunu olduğunu kaydeden Doran,
“Enerji ihtiyacının yalnızca yüzde 10'u nu karşılayabilecek nitelikteki
bu santraller ölüm demektir. Temiz enerji seçeneği rafa kaldırılmış
durumda. Maksat hidrolik potansiyelin değerlendirilmesi değil, suyun
ticarileştirilmesidir” diye konuştu.
Gelecek Kuşaklara Karşı Sorumluyuz
Figen Doran, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Bizler, Doğu Akdeniz
çevrecileri olarak nükleer yakıtlı, fosil yakıtlı tüm enerji
santrallerine, geleceğimize sahip çıkmak adına karşıyız. Suyun
ticarileştirilmesine yol açan enerji verimliliği düşük HES'lere de
karşıyız. Çünkü bizler bu ülkeyi seviyoruz ve gelecek kuşaklara karşı
kendimizi sorumlu hissediyoruz.
İtirazlarımızı haykırmaya devam edeceğiz. Her türlü hukuksal ve
demokratik mücadelenin içinde olacağız. Yeniden söylüyoruz ki; bu
topraklar bizim. Kar amacıyla burada bulunan ve yaşam hakkımızı
elimizden almaya çalışan tüm firmaların bölgemizden gitmelerini
istiyoruz.”
Haber Merkezi
|